SERGİ

Açılışı töreni: 9 Mayıs 2014, saat 17.oo

Sergi 10-25 Mayıs 2014 tarihlerinde açık olacaktır.

Nerde: Ressam Şefik Bursalı Sanat Galerisi,
Orhan Mahallesi Atatürk Caddesi Uçak Sok. No.2 Heykel
Osmangazi/BURSA TÜRKİYE


Wyświetl większą mapę

Sergi, Varşova Güzel Sanatlar Üniversitesinin moda ve kumaş tasarımı hatta tarihsel kumaşlar konservasyonu alanlarında yapıtıni prezante etecektir.

İlk kısmı dünyanın dört köşesinde meşhür, hem Türk kumaşları hem de öz ve biçiminden ilham alınarak başka ülkelrde yapılan kumaşlar üzerinde defalarca çalışan konservasyon uzmanları ve öğrencilerinin başarılarından ibaret olacaktır. Bu tür eserler Polonya müzelerinde bulunan koleksyonların büyük kısmı oluştururken, tarihi Polonya-Türkiye ilişkilerinin tarihini yansımaktadır.

Ancak sergimiz sadece konservasyon ve renovasyon sürecinin sonuçlarını göstermeyecek, üstelik Türk arkeolog, bilim adamı ve müze elemanlarının ilgisini çekebilen, elemenlarımızca kullanılan modern teknoloji ve araştırma yöntemlerini de içerecektir.

Serginin ikinci kısmında Bursa’daki atölye çalışmalarımızın sonuçları prezante olacaktır: deneysel kumaşlar bir de çağadaş Türk kültürü, esnafı ve tekstil sanayinden ilham alınarak hazırlanan kumaş ve moda koleksiyonları projeleri.


Serigimizle eşzamanlı olarak içindekilerinden bahseden Türkçe folder basılacaktır (download). Dorka Budacz folder tasarlanmıcısı.

Sergi amaçları:

  • Polonya koleksyonlarında bulunan Türk tarihsel kumaş eserleri ve Orta Doğu sanatından etkilenen Polonya tarihsel kumaşları göstererek Polonya ile Türkiye’nin ortak kültürel mirasını prezante etme,
  • Ortadoğudan gelen birkaç eser prezentasyonu yoluyla Varşova Güzel sanatlar Üniversitesinin Tarihsel Tekstiller Konservasyonu ve Restorasyonu Enstitüsünde kullanılan konservasyon yöntemleri gösterme.

Sergi Konuları:

  • Polonya koleksyonlarında bulunan, doğudan gelen eserler zenginliği (halı, kilim, çadır, çaprak, kuşak),
  • Doğu kumaşların, Polonya liturjik cüppe ve ibadet nesnelerinde “ikinci hayatı”
  • Enstitümüzde konserve edilen eserlerin örnekleri: çaprak, kilim, halı

Polonya söylülerin kimliğinin doğu kaynakları

Polonya’nın oratdoğu milletleri ile en erken ilişkileri 10. yüzyılda, yani Polonya devletinin başlangıçlarında başlamıştır. Polonya-Türkiye ilişkileri de kral Władysław Jagiełło’nun 1414 senesinde Bursa’da oturan padişah Mehmet Çelebiye bir elçi göndermesiyle başlamıştır. 15. ve 16. yüzyılda değişik kralların hizmetlerinde kalan Polonyalı askerlerin (hatta eşzamanlı olarak Polonya kralı olan, Macaristan kralı Władysław Warneńczyk’ın bile) Osmanlı Eperatorluğu ile savşmalarına rağmen iki devlet arasında yoğun ticarete ve hükümdarları arasında ittifak mektupları ve karşılıklı elci göndermeye yol açan barış sürdürülürmüştür.

O zamanlarda Polonya’da “sarmatyzm” adlı son derece güçlü, doğu – özellikle de Türk – kültürüneden etkilenen kültür hareketi doğumuştur. Polonya milli kıyafet yarataılırken bazı doğu kıyafet ünsürleri benimsanmiştir. Mutlakçı Avustrya İmparatorluğu ve Fransa Krallığının söylüleri wams, fırfırlı yaka ve dantela giyerken Polonya söyluleri kıymetli ve eski doğu modasından ilham almışlardır. Gerçek bir sarmat söylüsü oryantal kıyafetleri giyerek Avrupa’nın başkentlerinde hayran ve şaşkılığa sebepmiştir. Son Jagiellon hanedanı krallarının zamanındaki zenginlik ve refah doğu ile ticaretten ayrılmazmıştır. İstanbul, Bursa, Kefe, İshan ve Kaşan gibi kocaman doğu mağazaları inanılmaz zenginliğinin ve silah, değerli taşlar, altın, koşum takım, inci ve kumaş başta olmak üzere muthiş malların kaynağı olarak bilinmiştir.

Kral Stefan Batory zamanında Türk kültüründen ilham alan Macar moda güçlü olmuştur. Kral III Zygmunt zamanında da, Osmanlı İmparatorluğu ile yoğunlaşan çatışmalardan Türk şehirleri ile ticari ilişkileri zayıflaşarak İran ile ilişkiler büyük önem kazanmıştır. 17. yüzyılda Türk tarzı karabela kılıcı, kontos elbisesi ve kontos kuşağının ortaya çıkmasıyla sarmat modasının ikinci dalga gelip kral III Jan Sobieski’nin zamanında yeniden güçlenmiştir. Kral Sobieski, Osmanlılarla mücadele etmesine rağmen, muazzam sanatına çok düşkünmüştür. Chocim ve Vienna savaşları Polonya’lıların eline düşen yağamalar saray ve evlerini zenginleştirip oryantal sanatçıların yetenek ve hünerine hayran bırkakmış ve Polonya sant zevkini biçimlemişlerdir. Üstelik Kilise ve manastırlara kurban ve armağan olarak bırakılırmışlardır.

Benzersiz kumaşlar takımı kral Sobieski tarafından Jasna Góra manastırına hediye edilmiştir. Kısmı günümüze kadar saklanmakta, kısmı sadece parçalarda muhafaza edilmiş kısmı da litürjik cüppe ve eşyalar için kullanılmıştır. Altın elyaflı brokar ve kadife kilim ve kumaşları papaz cüpplerinin yanları ve litürjik ötülerin kenarları için, küçük parçaları kese ve palkalar için, doğu kuşaklar ise cüppe ve ortü önleri için kullanılmıştır. Zengin, nakışlı çapraklar sunak örtüleri olarak heni hayat kazanırmışlardır. Doğu kumaşların benzersiz renklilik ve zenginliği hristiyan kiliselerinin prestijini yükselirmiştir.

Varşova Güzel Sanatlar Üniversitesinin Tarihsel Tekstiller Konservasyonu ve Restorasyonu Enstitüsünde konsarve edilen eserler

Tarihsel Tekstiller Konservasyonu ve Restorasyonu Enstitüsünün kadrosu ve öğrencileri yıllardan beri Jasna Góra Manastırı ile ortaklaşa çalışarak paha biçilmeyen kumaşlar koleksyonuna bakmaktadırlar. Konerve edilen eserler arasında bir takım Türk, ipek kilim var. Şimdiye kadar Doğu sanatından ilham alan kumaşlar iki kere Enstitümüzde gerçekleştirilen yüksek lisans projeleri bünyesinde konserve edilip gerçek büyüklüğünü yansıtan fotoğraflar bir de konservasyon süreci prezantasyonu olarak gösterilecektir. Söz konusu kumaşlardan biri özel bir koleksyondan gelen 19. Yüzyılda yapılmış, „Sluck” damgası ve armasında Paskalya Koyunu olan kontos kuşağıdır.

Polonya’da çok yaygın bir görüşe göre kontos kuşağı geleneksel, Polonya kumaşıdır. Velakin gerçekte bu ipek kuşakların vatanı Doğu ülekeleri olmatadırlar: İran Hindistan ve Türkiye. Kumaşlar Polonya’ya 16. yüzyılın sonunda ithal edilmeye başlamıştır. O zmanlarda Doğu malları ticareti çoğunlukla Ermeni tüccarların elindeymiştir. 17. yüzyılın ikincı yarısında ve 18. yüzyılda kontos kuşkları artık o kadar popüler olmuştur ki Ermeniler İstanbulda özellikle Polonya piyasaı için üretim yapan dökme atölyeleri açmaya başkamışlardır. Yaklaşık 1740 senesinden itibaren Ermeni dökme ustaları atölyelerini İstanbul’dan doğu Lehistan tapraklarına taşımaya başlamışlardır. Şlk kontos kuşağı dökme atölyeleri, diğerleri arasında, Brody, Buczacz, Stanisławów, Nieśwież; bundan sonra da Słuck, Grodno,  Kobyłka ve varşova şehirlerinde kurulmuştur.

Doğu kültürü ile alakası olan ikinci yüksek lisans projemiz Lublin Kent Müzesinin koleksyonunda bulunan, 17.-18 yüzyıldan gelen, „Korzbok” ve „Jelita” armaları olan bir çapraktır.

Türkiye; çaprak yani eyar-altı, at örtüsünün beşiği olarak bilinmektedir. Çapraklar deri, kumaş, kadife veya ağır ipekten yapılarak sık sık çok zengin bir şekilde süslenmiştir. İlkbaşta Polonya’ya İran ve Türkiye’den ithal edilmiştir de zaman geçince Polonya’da Ermeni atölyelerinde, sıkça türk kalıplarına göre üretilme başlamışlardır. Sözü geçen çaprağın tarihini açıklayan iki karşılıklı teori var. Birincisi Türkiyeden ithal edilip üzerinde Polonya armaların işleme yöntemiyle yapıldığını söylerken ikincisi bütüö eserin Polonya’da ypıldığını açıklıyor. Konservasyon sürecinde çaprağın kırmızı maddesinde renk uyumu sağlamak ve oylukları tamamlamak üzere prof. dr Helena Hryszko tarafından icat edilmiş fibrilizasyon yöntemi, yani özel, dökülen yün elyafı maddesinden levhalar kullanıldı.

Enstitümüzde konserve edilen eserler arsında Przemyśl Bölgesi Müzesinde bulunan, 18. yüzyüldan gelen kese de var.

Alt kısmı yarı-yüvarlak olan bu keseaşai rabbani ayini hastalara götürmek için kullanılırmıştır. Altın ve gumuş iplerle işlenmiş olan derti kapağı muhtemelen 17. yüzyıldan gelerek önce eyer unsuru üretilmiş olabilir. İşleme deseni net bir şekilde doğu çapraklar üzerinde yapılan işleme desenlerine yakındır.

Derslerde Varşova Başpiskoposluk Müzesinde bulunan, litürjik kadeh örtüsü de konserve edildi (17. yüzyıl, Grodno şehri).

Bahsedilen örtünün oryantal sanattan etkilenmiş olması şüphesizdir. İpek kumaşı üzerindeki ipek işlenmeler ve demir ipi ile yapılmış suslemeler geleneksel Doğu motiflerinden ibaret oluyor: stilize edilmiş gül, lale ve nar. 17. yüzyıl Polonya işlemelerinde Doğu etkilerinin çok güçlü olması uzmanlarca vurgulanmaktadır. Bazı eserlerin kaynağını bellirtmek çok zordur.

Öğrencilerimiz halı konservasyonu eğitimi kapsamında değişik halı yapımı yöntemlerini kullanma alıştırmaları yapmaktadırlar. Varşova Milli Müzesinde bulunan ghiordes tarzı Türk halısının yapım yöntemlerini tahlil eder, oyluk rekonstrüksiyonu projeleri hazırlayıp konservasyonunu yapmaktadırlar (18. yüzyıl, batı Andlou, 164 x 135 cm).

Halı yapımı sanatı Orta Asya’dan gelmektedir. 11. yüzyılda Anadolu’ya yerleşen Türkler de halı yapımı sanatına katkıda bulunmuş, yeni toprakları fethederek yeni yöntemlerini icat etmişlerdir.

Enstitümüzde 16. ve 17. yüzyıldan gelen, lamfas yöntemi ile yapılmış Doğu kumaş parçaları bulunmaktadırlar. Üstelik; orijinal kumaşlar fotoğraflarının yanında, kumaş konservasyonu sanatında gereken titizliği, hassasiyeti, anlayışlılığı ve el becerisini gösteren, öğrencilerimizce hazırlanmış taklitler de prezante edileceklerdir. Bu taklitler eşzamanlı olarak, geçmişte farklı coğrafyalarda kullanılmış olan değişik dikme ve işleme yöntemlerini gösteren, muthiş bir eğitim kaynağı olarak değerlendirilebilmektedirler.

prof. dr Helena Hryszko, Anna Makulec M.A.